13 Şubat 2016 Cumartesi

Bu Sene Dünya Öykü Günü Bildirisi Ayşe Kulin'den

Ayşe Kulin'den Dünya Öykü Günü Bildirisi
Bugün 14 Şubat,Sevgililer Günü olmasının yanı sıra Dünya Öykü Günü.Bilindiği gibi Ankara,İstanbul,İzmir gibi büyükşehirlerin dışında Çanakkale,Eskişehir,Samsun,Trabzon gibi birçok ilimizde Dünya Öykü Günü kapsamında onlarca etkinlik düzenleniyor.Buna ilaveten her yıl Dünya Öykü Günü  bildirisini,bir öykü yazarımız kaleme alıyor.Geçtiiğimiz sene Murathan Mungan’ın yazdığı bildiriyi bu yıl kaleme alacak olan isim ise Ayşe Kulin..

İzmir’de bu kapsamda gerçekleştirilen  14.İzmir Öykü Günleri,dün  başladı ve bugün,yani 14 Şubat’da sona erecek.Bugünkü etkinlik ve kutlamalarsa Ayşe Kulin’in kaleme aldığı Dünya Öykü Günü Bildirisi’yle başladı.Bildirinin tamamıysa şu şekilde:
ayşe kulin


Yıllardan 2016, günlerden 14 Şubat, Öykü Günü

Çırpı bacaklı küçük kız, sokakta yaşlı dedesiyle el ele yürüyor. Ona demişler ki, sakın elini bırakma dedenin, kulakları iyi duymuyor, sen onun kulakları olacak, korna seslerini onun için duyacaksın. Dikkatli ol!

Nasıl içime işlemişse dedeme kulak olma sorumluluğu, kırk iki yıl boyunca yüreğimde kuluçkaya yatıp sonra bir gün birden bire öyküye dönüşmüştü. 

Bir başka anım da, anneannemin on yaşından beri çaldığı piyanosundan, doksan üç yaşını sürerken ayrılmak zorunda kaldığı güne dair. Ben büyümüştüm, koskocaman bir kadındım artık ama o anda hissettiğim çaresizliği, isyanı nasıl döktümse kâğıda, bana iki değerli öykü ödülü kazandırmıştı “Piyano” adlı hikâyem.

Aradan yıllar geçti, bir arkadaşım kanser oldu. Göğsünü alacakları için korkuyordu. Ben de korkuyordum hem onun için, hem ya benim de başıma gelirse diye. Bu korku, birkaç ay sonra parmaklarımın ucunda yine bir öyküye dönüştü. 

Öykü, budur işte!

Anılar, kokular, renkler, sevgiler, korkular, anlar ve algılar... Hayata dair ne varsa, yazıya dönüştüğünde, paylaşıldığında, biz buna öykü diyoruz. Aslında öykü biziz, hepimiziz. Hatta hayatı bizle paylaşan canlı cansız her nesne... Kedimiz, köpeğimiz, atımız, pencere önünde duran saksımız, fıstık ağacının ardındaki mehtap, dudağımızın ucundaki sigara, kovadaki balık, yüreğimizdeki heyecan, sevgi ya da kin ve elbette hayallerimiz... Doğumla ölüm arasında bize dokunan, bizi biz yapan her şey, bizim öykümüz. Üstelik bir roman gibi sonu olması da gerekmiyor, bir iç dökme ya da sırf coşku olarak kaldığında dahi, anlamlı. Öykü, sırf bu yüzden yaşam kadar değerli ve saygın. İnsana, hayata ve hayatın içindeki her şeye dair olduğu için.

Dünya döndükçe ve dünyada insan olduğu sürece öykü de olacak, bizi bize anlatmaya, bizi çoğaltmaya, hayatın her anını ve halini bize samimiyle aktarmaya devam edecek.

2016 yılının Öykü Günü’nde, tüm öykü yazarlarının ve okurlarının Öykü Günü’nü kutluyor, yazarlara, okuyanlara, düşünenlere, hayal kuranlara ve umudun peşini bırakmayanlara aydınlık, güzel günler diliyorum. 

                                                                                                                                                                                                                                                                                                 Ayşe Kulin

11 Şubat 2016 Perşembe

14. İzmir Öykü Günleri’nde ustalar buluşacak

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj7dPtLmCswXDxOzxrgCsYygY9cH8GOYNjnVGLdg4QeWlJ_AzeXw0IPmqIfZZefatzl5bKG2npz5Ls8TWXX8ZMme0L8Kj3OYO7MvJlKUlghlqbt3Z4dtCv5Pk6tjdBYri2yH9-wKItjNFY/s1600/izmir.png
14 Bu yıl 12-15 Şubat'ta "Barış ve Gençlik" temasıyla düzenlenecek. İzmir Öykü Günleri, edebiyatın ustalarını bir araya getirirken, etkinliğin onur konuğu Necati Tosuner olacak. Konak Belediyesi'nin çıkış ve yazar Ahmet Büke'nin koordinatörlüğünde yapılan etkinlikte, geçen yıl Ağustos ayında yitirdiğimiz Tarık Dursun K. da anılacak.
İzmir Öykü Günleri, 12 Şubat'ta Tarık Dursun K. günüyle başlayacak. Saat 14.00'te açılacak programda, 14.45'te “Tarık Dursun K. ve Edebiyatı” başlıklı oturumunda, Şükran Yücel yönetiminde, Ahmet Önal, Aydoğan Yavaşlı, Özlem Fedai, Hasan Özkılıç konuşmacı olacak.
İkinci oturumda, “Tarık Dursun K. ve Sineması” Kemal Özdemir ve Lütfü Doğtaş tarafından irdelenecek. Aynı günün akşamı Necati Tosuner'e onur ödülü sunulurken, Timuçin Şahin caz konseri dinlenebilecek.
13 Şubat Cumartesi günü saat 13.00'te “Dünden Bugüne Öykü Günleri” üstlendik gösterisiyle anılacak geçmiş ve Kerem Işık, Dünya Öykü Günü Bildirisi'ni saat saat okuyacak. Ardından, “Necati Tosuner'in Öykü ve Edebiyat Dünyası”, Hülya Soyşekerci'nin yönetiminde, Leyla Ruhan Okyay Behçet Çelik ve Hüseyin Başladı tarafından tartışılacak.
Saat 10'da “Mekân (Şehir) ve Öykü” başlıklı oturumda, Mahir Ünal Eriş, Fergun Özelli, Sinan Sülün konuşmacı olacak.
Diğer oturumun konu başlığı “Gençliğin Okur ve Yazar Olarak Dergi Macerası”. Barış İnce, Deniz Durukan, Özcan Karabulut ve Faruk Duman, Doğuş Sarpkaya da yöneticiliğinde deneyimlerini aktaracaklar.
Öykü günleri 14 Şubat'taki etkinliklerle sona erecek. Bu gün Necati Tosuner ISE “Kambur” öyküsü Öykü Tiyatro Topluluğu tarafından sahneye aktarılırken, Karin Karakaşlı, Sibel Öz ve Zafer Doruk'un söyleşisi dinlenebilecek.
Aynı gün çocuk ve gençlik edebiyatı Mavisel Yener, Hacer Kılcıoğlu ve Saba Kırer tarafından irdelenecek. “Genç Öykünün Yolculuğu” başlıklı oğlu oturumda ISE Ayşe Kaban, Ercan Yılmaz, Hande Gürbüz bir araya gelecek.
Tüm etkinliklerin ücretsiz olarak Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi Üniversitesi Üniversitesi Üniversitesi'nde izlenebileceği etkinlik kapsamında Tarık Dursun K'nin fotoğraflarından oluşan bir sergi de açılacak.

Kaynak: http://goo.gl/PxkU8m



9 Şubat 2016 Salı

YİTİK ADAM

YİTİK ADAM
Kaldırımlar yapayalnız,koskoca cadde,sokak lambalarının soluk ışığında güneşleniyor.Binalar da en az onun kadar yaşlı olmalıydı.Sanki ayakta duramayacaklar gibi birbirlerine kenetlenmiş,onlarca ruhsuz bina.Boyaları dökülmüş,ardından beyaz tüllerin salındığı,güneşin yaktığı tahta pencereleriyle,içlerindeki yaşamlar da solmanın eşiğinde olmalıydı.Rüzgar,cadde boyu bağıra bağıra koşuyordu.Parkasının rengi,yeşilden sarıya dönmüş,taşlaşmış ellerinde boş bir şarap şişesi taşıyan ve emeklercesine yürüyen,bu ne idiğü belirsiz adamın ağarmış sakallarını okşuyordu.Her köşe başından geçerken,adamın kırışmış yüzü aydınlanıyor ama gözlerinde bir zifir çalkalanıyordu.O kadar kısmıştı ki nerdeyse yeşil gözlerinde herkesten saklamak istediği bir sır vardı.Kırış kırış yüzündeki,aklanmış  tüm kılları ben burdayım diyordu.Rüzgarın da iteklemesini,düşmemek için kendine baston eylemişti.Ya küsmüştü aklına,yada küstürmüştüler yaşama.
Kurumuş  dudaklarıyla