18 Kasım 2015 Çarşamba

SARIDAN SİYAHA

Sarıdan Siyaha-Bir Yokoluş Öyküsü
Sarıdan Siyaha-Bir Yokoluş Öyküsü


Karanlık karabasanları çoğalttı. Ayak sesleri loş yatak odasından ,fayansları çatlamış koridora ilerliyordu. Sırtına düşen cılız solgun ışığın gölgesi kadının kızıl saçlarını korkuttu. Boğuk ve tükenmiş pis bir ses ağır adımlarla kovalıyordu.Kadın sendeleyince, elleri duvarın soğuk suretiyle tanıştı.Bacak arasından kazanacağı üç kuruş için,varlığını daha ne kadar sürdürebilirdi.Genzini yakan iğrenç küf kokusunu içine çekip,önünde yığınla engel varmışçasına küfrederek,ağır demir kapıya ilerledi.Beynindeki uğultuya aldırmadan,kapının,binlerce el tarafından tacize uğrayan kolnu çekip,gecenin karanlığını ve soğuğunu tenine sürdü.Durdu ve o yıpranmış ojeli parmaklarını,küçük siyah çantasına daldırdı.Uzun kırmızı marlbro.Boyası kenarlarından taşmış dudağına koyup,derin bir nefes çekti.Son defaymış gibi,elveda eder gibi,lakin kime edecekti bu mağrur vedayı.


Hiç bitmemeliydi temmuzun bu sıcağı,inmemeliydi bülbül gibi konduğu bu dut ağacından,yorulsa da bunalsa da sabırla beklemeliydi sevdiğini.

17 Kasım 2015 Salı

Çınar Ağacı

Üzerine sinen sigara isinden neşesi solmuş,altın rengi,dört kanatlı pencereyi boydan boya kapatabilecek,bir kez çektin mi bir köşeden diğerine atacak günü, güneşi dışarıya,içeriye hapsedecek tüm hatıraları,sesleri,kokuyu her zerreyi hapsedecek bu perde.

90 larda yalnızlığa boyun eğmiş bir aşktı onlarınkisi.Oysa ki neredeydi zor zamanlarında büyüttükleri çocukları.Bir değil iki değildi ama altısı da geriye dönmeden bırakmışlardı dibe ilerleyen anneyi babayı o kocaman avare evde.Hepsi birer birer hayatını kurmuş evlenmiş,uzaklaşmıştılar evden.Evde sadece Firdevs'in çiçekleri,İsmail'inse sigarasının anasona karışmış kokusu ve ciğerleri patlarcasına yankılanan öksürükleri.

1 Kasım 2015 Pazar

Buz Gibi Sıcak

Saat sabahın henüz beşi.Ne diye şu yatağa girdiğim zaman bir ölü kadar hareketsiz kalamıyorum.Oltaya takılmış balık gibi debeleniyorum.Başımı rahatlatacak yastık,kasıklarımın arasında,yorgan zaten ısıtmıyordu atladı aşağıya küfredercesine.Ben kimim ki sarsın bedenimi.Gerçi henüz bir ay öncesine kadar da onu ipleyen yoktu.O kimdi ki ısıtacakmış beni, sarmalamışken beni uzun kadife saçlar,zayıf ama güçlü kollarıyla kavrayan harlı bir soba misali.